İnönü’deki ilk maça misafir taraftar alınmayacaktı.
Tribün grupları ayaklandı. “Gelsinler” diye kampanya başlatıldı. Vicdanlara hitap ettiler çünkü... Vicdanlı yöneticiler izin kağıdının altına imzayı attı. Geldiler... Turnikeden değil, kırdıkları müze kapısından girerek... “Ne gerek var ki turnikeye, kırılan kapıdan girmek bedava nasıl olsa” diyerek...
**
Kadıköy’de deplasman taraftarına yasak vardı. Tribün grupları pankartlar açtı. “Gelsinler” çağrısı bir kez daha yönetimleri aldattı. Vicdanlı idareciler “Demek ki dostluk içinde bir derbi olacak. Önlerinde durmayalım” dedi. Geldiler... İstanbullu’nun gözü gibi baktığı 10 metrobüsü ‘haşat’ ederek... Seferdeki bir metrobüsün içine ‘renkleri farklı’ diye gaz bombası atarken, içinde çocuk mu var, kadın mı, yaşlı mı demeyerek... Turnikeleri kullanmayarak... “Ne gerek var ki turnikeye, kaos çıkarıp, üstünden atlamak bedava nasıl olsa” diyerek...
**
Bu işin yasası var. Şike değil adı, sporda şiddet yasası.. Nam-ı diğer 6222... Peki, o gece hepsi tutuklandı mı? Yok. Maçtan önce yemek yediler. Maçta birbirlerine etmedikleri küfür bırakmadılar. Yemek yiyenler belli. Onlar “A” demeden tribünde kimse “B” diyemez.. Dedirtmezler... Onlar nerede? Yok. Haksızlık etmeyelim; neredeyse her maçta, Arena’daki maçın yolları da dehşet çizgisinde. O saatte Seyrantepe’ye giden kapalı metro hattında meşale yakanlar nerede? Yok. ‘Evladım biraz sessiz olun’ dediği için koca koca adamlara sürü halinde saldıran ‘insanlar’ pardon taraftarlar nerede? Yok.
**
Taraftarlarca Van’a atkı gönderilecek. İyi, hoş. Cebinde jelibonlarla montlar yollanıyormuş. İyi, hoş. Van’dan kaçan baba, evladıyla metrobüste kabusu yaşamış! Depremden değil dumandan, korkudan ölüyormuş! Şu bizim ‘insanlık anlayışımız’ işte... Ne kadar da boş!...
İADE-İ 10 NUMARA
Necati Ateş 2004 yılında transfer olduğu Galatasaray’dan 2007’de ayrıldı. 99 maçta 48 gole imza atmıştı... Ayrılık nedeni, yönetimin Lincoln’e vermek istediği 10 numaralı formaydı. 10 numara Necati’deydi çünkü. Necati ‘acil koduyla’ 5 sene sonra Florya’ya çağrıldı. 77 numaralı formayı istedi. Kendisine kucak açan Antalyaspor’un plakası 7’ydi. “Bir değil, iki Antalya’yı sırtımda taşırım ben” deyip, 77’yi aldı. Oysa genç Aydın’ın, kıdemsiz Aydın’ın, ‘kafasına vur ekmeğini al’ durumundaki Aydın’ın 7 numaralı formasını alamaz mıydı? Ezemez miydi onu, Lincoln’ün kendisini ezdiği gibi? Üstelik ‘Aman gel bizi kurtar’ denildiği bir dönemde?
**
Lincoln’ün forma terbiyesizliği uğruna harcanan Necati, o dönem Galatasaray’dan alacaklıydı bir de... Ekmek parası bu. Üstelik sırtından vurulmuşsun... Kulübünü Federasyon’a şikayet etti... Bunu açıklayan kendisi değildi yine de... “Yöneticiler basına söylediği için açıklamak zorunda kaldım” demişti... 5 yıl sonra Florya’ya döndüğünde, Antalyaspor’da 500 bin lirasını bıraktı. Galatasaray’da sezon sonuna kadar 400 bin dolara oynayacak. 10 binlik maç başlarını da eklersen, sezon sonuna kadar bir anlamda ‘bedava’ oynayacak...
**
10’uru tartışmalı bir adam için; arkadaşları arabasına benzin koyacak para bulamazken onların yanında helikopter bakan bir adam için kendi evladını kovacaksın... Mecbur kalınca çağıracaksın; üstelik adeta ‘bedavaya’ oynatacaksın... İlk maçında attığı golle puanlar kazanacaksın... Adalet dile gelir işte o zaman... Der ki adama: “Yüreğin yetiyorsa 10 numarayı ‘emanetçi’ Melo’dan alacaksın, Necati Ateş’e vereceksin."