Ha Van'daki çadır yağmacıları, ha İnönü'ye girmeye çalışan ama biletleri sahte olan futbol yağmacıları.
Aslında görmek istesem de ne yazık ki bir fark göremiyorum.
Konuk taraftarın son dakikada stada alınma kararı ve bir de kapının kırılmasıyla oluşan anomi halini fırsata çevirmeyi isteyenlerle, istemeyenler arasında bir fark olmalı. Sporda şiddet kanunu işte şimdi tam anlamıyla uygulanmalı.
Sanayi toplumundaki organik dayanışma modernize ve bireyselleşme üzerinden kişileri yalnızlığa itebilir. Buna bağlı olarak da özellikle ahlaki boyut eksikliğinin kurbanlarını "insanlıktan çıkarıyor" olabilir.
Ama dedim ya, bir fark olmalı, insanlığı unutmayanlarla aralarında. Kanun bu farkı ortaya çıkarmalı.
***
Dünyanın hangi stadında taraftarlar kapıyı kırarak içeriye, tribüne de değil, sahaya girebilir?
***
Ya karşı tribün? Siyah-Beyaz olanı.
Bir elinde şehidim posteri, diğerinde Türk bayrağı olması, birisini dokunulmaz yapmaya yeter mi?
Yetmeli mi?
Yoksa elinde Türk bayrağı varken edilen küfür, yapılan çirkin tezahüratlar daha mı çok ayıplanmalı?
Toplumsallaşmayı ailede değil, kendi kuralını yazan tribünlerde öğrenmenin eseridir derbi rezaleti.
***
Bu ne cürettir, yasanın en şiddetlisi çıkmışken.
Bu ne yüzsüzlüktür, il idarecisinden bakanına kadar herkes derbinin tribünde çift taraflı oynanmasını sağlamaya çalışırken.
***
Bunun adı "amigo rezilliğidir"
Onların yönetimindeki tribünlerden, hem de yeni yasa gereği kulüp yöneticileri sorumlu olabiliyorken, o tribünleri adamlarıyla birlikte yönetenlerin bu sorumluluktaki payı sizce nedir?
Bu sorunun cevabı, derbi rezaletinin de sebebidir.