Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın 21 gün ceza yediğini biliyorsunuz.
Ben olayın perde arkasını öğrenince bir yaşıma daha girdim. Hani Sivasspor maçındaki penaltı meselesi. Bakın nasıl ceza ve olaylar göre göre geliyor.
Devre arasıdır, Aziz Yıldırım hışımla yerinden kalkar. Yüzü sinirden kıpkırmızı olmuştur. Etraftan "Eyvah, başkan olay çıkaracak" diye uyarılar gelir. Seçilmiş, maaşlı etrafında bir sürü görevli vardır. Daha sakin olanlar "Önüne geçin" falan derler. Kimsede kıpırtı yok. Daha vahimi bundan sonrası. Görgü tanığı aynen anlattı.
Hakemlerin ve temsilcilerin başındaki Kemal Dinçer de olaya tanıktır. Federasyon temsilcisi, gözleri önündeki duruma dayanamaz. Önce görevlilere, sonra güvenlikçilere seslenir: "Kardeşler tutsanıza, bir şey olacak! Baksanıza başkan kıpkırmızı kesildi, sağlığına da yazık."
Ama kimsede kıpırtı yoktur. Sonrasını biliyorsunuz, hakeme hakaret ve ceza.
Bakınız, başkanlar liderdir. Yürürler ve arkalarında çar çöp bırakırlar. Ortalığı temizlemek için de diğer yöneticiler ile maaşlı görevliler vardır. Her olayda Aziz Yıldırım hedef oluyorsa, yalnız bırakılıyorsa, ey diğerleri siz ne iş yaparsınız? Yoksa kendi başkanınızın kuyusunun kazılmasına yardım mı ediyorsunuz?
Evlatlar, futbolcular ve Ali Canfesçi
Artık yaşımız ilerledi. Katıldığımız cenaze töreni sayısı da giderek artmaya başladı. Dün de dünya iyisi Ali Canfesçi kardeşimizi toprağa verdik. Mekanı cennet olsun. Zaman zaman ağabeylerin, büyüklerin, babaların emeği evlatlara ve bizim gibilerin de karınca kararınca futbolcu kardeşlerimize geçiyor. Avukat Dicle Evren kardeşime, rahmetli babası Cavit Evren'in yazdığı mektubu bir okumanızı öneririm. Hepimizin ders alacağı şeyler var.
"Oğlum, ara bizi, arada bir de olsa ara. Sitem değil bu, üzüntüm senin için. Bir gün boş boş çalacak çevirdiğin telefon, 'Keşke dün arasaydım' diyecek, üzüleceksin. Ama ne dün olacak artık aradıkların, ne de yarın. Acıbadem, 22.11.1994".