Bu yönde çok kaygılıyım. Çünkü biz kendi kendimizi yönetebilecek kapasitedeyiz. Ortak akılda birleşip, dürüstçe, şeffaf olarak her şeyi kamuoyuyla paylaşıp çıkış yolu bulmak zorundayız. 8 aylık süreci değerlendirdiğiniz zaman, kurumların ve bireylerin tutarsız söylemlerinden bugünlerin yaşanacağı belliydi.
Ben şuna inanıyorum; Sayın Mehmet Ali Aydınlar'ın seçilmediğini atandığını adım gibi biliyorum. Futbolun içindeki sorunun en büyüğünü yaşayan Fenerbahçe'nin en az zararla kurtarılması amaçlı daha düzgün bir insan olmazdı. Çünkü Mehmet Ali Aydınlar saygın, sevilen, dürüst bir kimliğe sahipti. 29 Haziran’da Aydınlar TFF Başkanlığı’na atandıktan 4 gün sonra, 3 Temmuz’da olaylar patlak verdi.
O günlerden geriye gittiğiniz zaman teknik ve fiziki takip süresi 8 ay... Demek ki yaşanacak bu kaos önceden biliniyordu. Ve özellikle Mehmet Ali Aydınlar'ın güvenilir kimliği nedeniyle bu işi en iyi şekilde yapacağı düşünüldü. Ama öyle olmadı tabii... Aydınlar'ın 7 Temmuz’daki Savcı Mehmet Berk ile görüşmesinden sonra medyaya bir açıklaması var; "Durum umduğumuzdan daha vahim." O gün karar alması gerekirken yaşanan bu kaosu zamana yayıp "sulandırarak" çıkış yolu araması en büyük hatasıydı. Ama iyi bir Fenerbahçeli olması nedeniyle bu göreve getirildi.
En kötü karar kararsızlıktan iyidir mantığını gerçekleştiremedi. Bu yazdıklarım bilinen şeyler... Korkup kaçmayacaktı, en büyük hatası bu oldu. Yazılı beyanındaki istifa gerekçelerinin inandırıcılığı yok. İstifasından sonra 8 aylık periyotta kapalı kapılar ardında nelerin konuşulup nelerin konuşulmadığını, Mehmet Ali Aydınlar'ı kimlerin etkilediğini, kimlerin tehdit ettiğini anlatmak zorunda.
Anlatmadığı sürece bu kaos ömür boyu Mehmet Ali Aydınlar'ın sırtında yük olarak kalacaktır. Aydınlar, 26 Ocak’ta, "Sayın Ali Koç, yukarıda Allah var, Allah'tan korkun" demişti. Bu söyleme neden ihtiyaç duyup da kamuoyuyla paylaştı?
Demek ki Fenerbahçe yönetimiyle Aydınlar'ın arasında, Sarı-Lacivertliler'in çıkarları var ki bu cümleyi söyledi.